-IBAN KULLANDIRTMA EYLEMİ VE SUÇA İŞTİRAK KAVRAMI ARASINDAKİ BAĞLANTIYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARIMIZ-
TCK Md. 158/1-(f) kapsamında IBAN kullandıran veya kamuoyunda “IBAN mağduru” olarak bilinen kişilerin konumunun belirlenebilmesi için İştirak kavramının etraflıca ortaya konulması gerekmektedir. Bilindiği üzere iştirak ortaklık veya paydaşlık anlamlarını taşıyan ve çatı olarak nitelendirebildiğimiz bir kavramdır. İştirak Tür Ceza Kanunu sistematiğinde iki şekilde karşımıza çıkar: Faillik ve Şeriklik (suç ortaklığı). Bu bilgiler ışığında, IBAN kullandıran kişilerin dosyalardaki konumunun doğru belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim isnat edilen suçtan kaynaklı bir kimse ya fail olabilir ya da şerik olabilir. Bu aşamada, IBAN kullandıran veya kamuoyunun deyimiyle “IBAN mağdurlarının” hesaplarını kullandırtma eylemi faillik kapsamında mı yoksa şeriklik (suç ortaklığı) kapsamında mı değerlendirileceği hususu büyük bir önemi ifade etmektedir.
IBAN kullandırtma eylemi faillik kapsamında değerlendirilecekse faillik kavramının alt başlıkları olan; doğrudan faillik, birlikte faillik ve dolaylı faillik kavramlarının da irdelenmesi gerektiğini önemle belirtmek istiyoruz. Bunun yanında IBAN kullandırtma eylemi şeriklik kapsamında değerlendirilecekse o vakit şerikliğin alt başlıkları olan azmettiren ve yardım eden kavramlarının da yine önemle tartışılması gerektiği açık ve net bir şekilde ortadadır.
Yeni Teori Hukuk Ve Danışmanlık olarak, suç işleme planının kurulması veya suç işlenmesi noktasında “fiil egemenliği” olmayan IBAN kullandıran kişilerin ŞERİK konumunda yer alması gerektiği görüşünü paylaşmaktayız. Bu durumdan hareketle şerik, katalizör karakter rolünde olan yani asıl fiilin işlenmesinde katkısı olan suç ortağı anlamına gelmektedir. Netice olarak IBAN kullandıran kişiler, işlenen asıl fiil üzerinde egemenlik kuracak bir rolde veya konumda olmayan yani başkasının fiiline katılan kişiler olarak değerlendirilmesi gerektiğini dikkate değer bir önemle belirtmiş bulunmaktayız.
Yapılan açıklamalar ışığında IBAN kullandırtma eylemi, asıl fiile bağlılığı olan ve suçun işlenmesinde kolaylaştırıcı etkiye sahip bir özellik gösterdiğini önemle belirtmek istiyoruz. Bu anlamda IBAN kullandırtan kişilerin hesap bilgilerini üçüncü kişilere vererek dolandırıcılık kapsamında gerçekleştirilen fiillere destekleyici etkide olmaları sorumlu oldukları alanı oluşturmaktadır. Netice olarak dolandırıcılık kapsamında gerçekleştirilen fiiller ile IBAN kullandırtma hareketi arasında illiyet yani nedensellik bağının kurulduğu hususu dikkate değer bir önemi taşımaktadır.
Dikkat edilmesi gereken nokta; suç işlenmesi konusunda hakimiyet kurmayan ve suçun işlenmesi konusunda ortak plan dahilinde hareket etmeyen kişilerin birlikte fail olarak nitelendirilemeyeceği hususudur. Belirttiğimiz üzere IBAN kullandırtan kişiler, ortak suç işleme düşüncesi içerisinde olmayan ancak suçun işlenmesinde kolaylaştırıcı etkiye sahip eylemleri dolayısıyla sorumluluğu doğan kişilerdir. Dolayısıyla IBAN kullandırtan kişiler, dolandırıcılık suçuna katılarak fiili birlikte işledikleri bilincinde de değillerdir.
Dolandırıcılık suçu kapsamında gerçekleştirilen asıl fiil veya fiillere yapılan katkının yoğunluğu da büyük bir önemi oluşturmaktadır. Nitekim IBAN kullandırtan kişilerin hesaplarını vermek suretiyle sağlamış oldukları katkı, failin hareketine ve suçun neticesine direkt etkiye sahip olmadığı bu yönüyle de IBAN kullandırtan kişilerin fail olamayacağı sonucunu doğurmaktadır. Meydana gelen olayda hakimiyeti elden bırakmayan kişi, eylem ve davranışların yönetimini ancak ve ancak fail olarak sağlayabilir. Bu çıkarımdan hareketle IBAN kullandırtan kişiler, dolandırıcılık faaliyetlerine konu eylem ve davranışları yöneten, hakimiyeti sağlayan “anahtar kişi” konumunda olmayanlardır.
Yaptığımız değerlendirmeler ışığında ekleyeceğimiz bir diğer husus, IBAN kullandırtan kişilerin iş bölümü çerçevesinde hareket edip etmediğidir. İş bölümünün olduğu bir olayda hareket ve hareketin neden olduğu sonuç birlikte hareket edenler tarafından istenir. İş bölümü çerçevesinde gerçekleştirilen eylemler, ortak suç işleme düşüncesinden kaynaklı gerçekleştirilir. Yani aynı amaca yönelmiş aynı sonucun istendiği bir tablo oluşturulmak istenir. Ancak IBAN kullandırtan kişilerin yalnızca hesaplarını kullandırtmak suretiyle suç yaratma planının dışında kaldıkları, gözetilmesi gereken önemli bir noktayı oluşturmaktadır. Netice olarak banka hesap bilgilerinin tedarik edilmesinde rol oynayan IBAN kullandırtan kişilerde; hakimiyet olgusu, ortak suç işleme planı oluşmadığından yardım eden şerik olarak ceza sorumluluklarının doğduğunun kabulü gerekir.
Asıl failler tarafından dolandırıcılık faaliyeti gerçekleştirilirken IBAN kullandırtan kişilerin suçun mağdurları üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı hususunu da önemle belirtmemiz gerekmektedir. Bu durumda IBAN kullandırtma eylemlerinin, yardım eden olarak şerikliğin sınırını aşmadığı sonucunu doğurmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde IBAN kullandırtma eylemlerinin, kanuni tanımdaki suçun tipikliğini tek başına veya birlikte gerçekleştirilmesinde etkisi olmayan dolayısıyla faillik kavramının içine alınacak ağırlığa da sahip olmadığını bir kez daha önemle belirtmek istiyoruz. Netice olarak IBAN kullandırtan kişiler, YARDIM EDEN ŞERİK olarak sorumlu tutulmaları gerektiği görüş ve kanaatini paylaşmaktayız.